TÜRK DÜNYASI
 
  ANA SAYFA
  TÜRKLÜK BİLİNCİ
  TÜRK DÜNYASI
  TURK KIMLIGI
  ERGENEKON DESTANI
  OGUZHAN DESTANI
  TURAN DIRILIYOR
  DIYARBAKIR ONTURK KULTUR MERKEZİ
  5000 YILLIK SUMER TURK BAGI
  MELUNCANLAR
  TURK SOY AGACI
  VATANIN TAPUSU BIZIM
  TURK MILLIYETÇILIGI
  BU VATAN KIMIN ULAN
  ATATURK KAYIP KITA "MU" DA NE ARADI
  TURANCILIK
  ISTE TURKIYE CUMHURIYETI HARITASI
  KIZILELMAYA HEY KIZILELMAYA
  TURK - ISLAM SENTEZI VE GELINEN NOKTA
  TURKÇULUK
  TURK DUSMANLARINDAKI ASKER KORKUSU
  ISTE UTANÇ VESIKALARI
  TURK ERMENI ILISKILERINDE TARIHI GERÇEK
  KüRT DIYE BIR MILLET YOKTUR
  HEPIMIZ MEHMET ONBASIYIZ BIZ
  TARIHI ÇEVIR TURKUN SESI BUNLAR
  TURKCEMIZI SAHIP ÇIKALIM
  TURKIYE IÇIN FELAKET SENARYOLARU
  MILLI SEMBOLLER
  KUTATGU BILIG
  KIZILDERILILER TURKTUR
  TURKLERIN ANA YURDU KAYIP "MU" KITASIMI ?
  TARIH TURKLE DOGDU
  YENI TURK YURDU
  TURKLERDE AT (BEYGIR)
  AHAL TEKE
  JAPONYADAKI TURKLER
  NEVRUZ
  15-12 MALUBUZ
  BİZ TÜRKLER
  DİZ ÇÖKÜLMEYECEK !
  İHANET AŞISI
  TÜRKLÜK KAVRAMI
  TÜRKİYEDE TÜRK OLMAK
  DNA EMPERYALİSTLERİN YENİ OYUNCAĞI
  ABD Yİ NE BEKLİYOR ?
  PHAİSTOS DİSKİ
  TÜRKLERDE MUMYA KÜLTÜRÜ
  EY TÜRK VUR
  SURİYEDE TÜRKLER
  DOĞU TÜRKİSTANDAKİ ZULÜMLER
  GÖKTÜRK ALFABESİ (FONT)
  ÖNTÜRK KÜLTÜRÜNE SALDIRI
  UYGARLIĞIN BEŞİĞİ DOĞU TÜRKİSTAN
  ÇİNDE SAKLANAN TÜRK TARİHİ
  TÜRK MİLLETİNİN KULLANDIĞI ALFABELER
  UYGARLIĞIN ADI TÜRKTÜR
  ALPERTUNGA
  KÜRŞAT
  ALTIN ELBİSELİ TÜRK
  TÜRKÇENİN DÖNEMLERİ
  TÜRK DİLLERİNİN COĞRAFYAYA DAĞILIMI
  MAKSATLI TARİH TEZLERİ
  TÜRK MİLLETİNİN ÖZELLİKLERİ
  AHISKA TÜRKÜNÜN ÇİLESİ
  KURTARICISINI BEKLEYEN KAFKASLAR VE ORTADOĞU
  EY TÜRK KIZI
  TARKANDEMOS MÜHÜRÜ
  TÜRKÇEDEKİ SİMETRİ
  GELECEKTE TÜRKÇÜLÜK
  ÖNTÜRKLER VE ŞAMANLIK
  YARATILIŞ EFSANELERİ
  TÜRKE KARŞI GELİNMEZ
  İŞTE YABANCI LİTERATÜRÜNDE TÜRK
  TARİH YENİDEN YAZILACAK
  GÜNEŞ DİL TEORİSİ
  MERV BÖLGESİ
  MAYA DİLİ VE ÖN TÜRKÇE
  AZTEK VE MAYA DİLLERİ
  KAYA RESİMLERİ
  HAKİMİYET SEMBOLÜ
  SÜMER DİLİ
  TARİHTE TÜRK ORDUSU
  BURROWS MAĞARASI
  UÇAN BOZKURTLAR
  AZERBAYCAN SINIR KOMŞUMUZMU ?
  TÜRKÇÜLÜĞÜN BAHADIRI H.NİHAL ATSIZ
  PİRAMİT KÜLTÜRÜ
  TONYUKUK KİTABESİ
  KÜLTİGİN KİTABESİ
  BİLGE KAAN KİTABESİ
  TÜRK ORDUSUNU EVRENSEL UYGARLIKTAKİ YERİ
  ERGENEKON: Şor Türkleri
  ÇANAKKALE DESTANI
ERGENEKON DESTANI

ERGENEKON DESTANI

Türk illerinde Türk oku ötmeyen, Türk kolu yetmeyen, Türk'e boyun eğmeyen bir yer yoktu. Bu durum yabancı kavimleri kıskandırıyordu. Yabancı kavimler birleştiler, Türklerin üzerine yürüdüler. Bunun üzerine Türkler çadırlarını, sürülerini bir araya topladılar; çevresine hendek kazıp beklediler. Düşman gelince vuruşma da başladı. On gün savaştılar. Sonuçta Türkler üstün geldi.

Bu yenilgileri üzerine düşman kavimlerin hanları, beğleri av yerinde toplanıp konuştular. Dediler ki: ''Türkler'e hile yapmazsak halimiz yaman olur!''

Tan ağaranda, baskına uğramış gibi, ağırlıklarını bırakıp kaçtılar. Türkler, "Bunların gücü tükendi, kaçıyorlar'' deyip artlarına düştüler. Düşman, Türkler'i görünce birden döndü. Vuruşma başladı. Türkler yenildi. Düşman, Türkler'i öldüre öldüre çadırlarına geldi. Çadırlarını, mallarını öyle bir yağmaladılar ki tek kara kıl çadır bile kalmadı. Büyüklerin hepsini kılıçtan geçirdiler, küçükleri tutsak ettiler.

O çağda Türklerin başında İl Kağan vardı. İl Kağan'ın da birçok oğlu vardı. Ancak, bu savaşta biri dışında tüm çocukları öldü. Kayı (Kayan) adlı bu oğlunu o yıl evlendirmişti. İl Kağan'ın bir de Tokuz Oğuz (Dokuz Oğuz) adlı bir yeğeni vardı; o da sağ kalmıştı. Kayı ile Tokuz Oğuz tutsak olmuşlardı. On gün sonra ikisi de karılarını aldılar, atlarına atlayarak kaçtılar. Türk yurduna döndüler. Burada düşmandan kaçıp gelen develer, atlar, öküzler, koyunlar buldular. Oturup düşündüler: ''Dört bir yan düşman dolu. Dağların içinde kişi yolu düşmez bir yer izleyip yurt tutalım, oturalım.'' Sürülerini alıp dağa doğru göç ettiler.

Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar. Bu tek yol da öylesine sarp bir yoldu ki deve olsun, at olsun güçlükle yürürdü; ayağını yanlış yere bassa, yuvarlanıp paramparça olurdu.

Türklerin vardıkları ülkede akarsular, kaynaklar, türlü bitkiler, yemişler, avlar vardı. Böyle bir yeri görünce, ulu Tanrı'ya şükrettiler. Kışın hayvanlarının etini yediler, yazın sütünü içtiler. Derisini giydiler. Bu ülkeye ''Ergenekon'' dediler.

Zaman geçti, çağlar aktı; Kayı ile Tokuz Oğuz'un birçok çocukları oldu. Kayı'nın çok çocuğu oldu, Tokuz Oğuz'un daha az oldu. Kayı'dan olma çocuklara Kayat dediler. Tokuz'dan olma çocukların bir bölümüne Tokuzlar dediler, bir bölümüne de Türülken. Yıllar yılı bu iki yiğidin çocukları Ergenekon'da kaldılar; çoğaldılar, çoğaldılar, çoğaldılar. Aradan dört yüz yıl geçti.

Dört yüz yıl sonra kendileri ve süreleri o denli çoğaldı ki Ergenekon'a sığamaz oldular. Çare bulmak için kurultay topladılar. Dediler ki: ''Atalarımızdan işittik; Ergenekon dışında geniş ülkeler, güzel yurtla varmış. Bizim yurdumuz da eskiden o yerlerde imiş. Dağların arasını araştırıp yol bulalım. Göçüp Ergenekon'dan çıkalım. Ergenekon dışında kim bize dost olursa biz de onunla dost olalım, kim bize düşman olursa biz de onunla düşman olalım.''

Türkler, kurultayın bu kararı üzerine, Ergenekon'dan çıkmak için yol aradılar; bulamadılar. O zaman bir demirci dedi ki: ''Bu dağda bir demir madeni var. Yalın kat demire benzer. Demirini eritsek, belki dağ bize geçit verir. Gidip demir madenini gördüler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın altını, üstünü, yanını, yönünü odun-kömürle doldurdular. Yetmiş deriden yetmiş büyük körük yapıp, yetmiş yere koydular. Odun kömürü ateşleyip körüklediler. Tanrı'nın yardımıyla demir dağ kızdı, eridi, akıverdi. Bir yüklü deve çıkacak denli yol oldu.

Sonra gök yeleli bir Bozkurt çıktı ortaya; nereden geldiği bilinmeyen. Bozkurt geldi, Türk'ün önünde dikildi, durdu. Herkes anladı ki yolu o gösterecek. Bozkurt yürüdü; ardından da Türk milleti. Ve Türkler, Bozkurt'un önderliğinde, o kutsal yılın, kutsal ayının, kutsal gününde Ergenekon'dan çıktılar.

Türkler o günü, o saati iyi bellediler. Bu kutsal gün, Türklerin bayramı oldu. Her yıl o gün büyük törenler yapılır. Bir parça demir ateşte kızdırılır. Bu demiri önce Türk kağanı kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Sonra öteki Türk beğleri de aynı işi yaparak bayramı kutlarlar.

Ergenekon'dan çıktıklarında Türklerin kağanı, Kayı Han soyundan gelen Börteçine (Bozkurt) idi. Börteçine bütün illere elçiler gönderdi; Türklerin Ergenekon'dan çıktıklarını bildirdi. Ta ki, eskisi gibi, bütün iller Türklerin buyruğu altına girene kadar. Bunu kimi iyi karşıladı, Börteçine'yi kağan bildi; kimi iyi karşılamadı, karşı çıktı. Karşı çıkanlarla savaşıldı ve Türkler hepsini yendiler. Türk Devleti'ni dört bir yana egemen kıldılar.

TÜRKÜN TÜRKTEN BAŞKA DOSTU YOKTUR.  
   
Reklam  
   
Bugün 4 ziyaretçi (4 klik) kişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=